Whatsapp Hattı0552 513 68 80

SON DAKİKA
Ana Sayfa » Köşe Yazarları » Allah’a Yazılan Mektuplar

Allah’a Yazılan Mektuplar

Hami Ramazan Özdemir

Hami Ramazan Özdemir

tüm yazıları
A - +

Köşe Yazarları - 11.12.2021 - 16:34

Daha önce yazılarımın içerisinde, bir kaç defe gündeme getirmiştim, Allah’a yazılan mektupları.

Corona’nın etkisini çok hissettirdiği dönemde insanlar, bir çıkış, bir müracaat veya bir umut arayışına girmişlerdi. İnsanlar çaresizlik içerisinde kıvranırken Kiliseler bir kampanya açarak çocuklara Allaha yalvarmalarını, O’na müracaat etmelerini ve mektup yazmalarını salık vermişlerdi. Bu yazılan mektuplar daha sonra sergilendi ve Kiliselerin girişlerine asıldı. Çok ilginç yazılar vardı bu mektuplarda. Corona’yı neden def etmiyorsun, Eğer öldükten sonra yaşayacaksak, neden öldürüyorsun. Tanrım beni melek yap, kuş gibi olayım sana geleyim.

Kilise çok soğuk hastalanırım, korkuyorum Kiliseye gitmek istemiyorum. Daha binlerce dilekler, yalvarmalar, temenniler yazılmış. Bu mektuplardan bir kaç tanesinide müslüman çocuklar yazmış, arkadaşları o mektupları Kiliseye vermişler onlarda bu mektupları asmışlar. Eğer çocuklarımızı daha iyi tanımak istiyorsak o mektupları okumalıyız. Müslüman çocuklarda kiliselerdeki gibi aynı şekilde mektuplar yazmak istemişler, fakat hocaları hoş karşılamamış ve çocuklarda bu yazdıkları mektupların içerisine bu konuyu işlemişler. Tanrı”ya hocayı şikayet etmişler, daha küçük çocuklar ise bunları resim olarak göstermişler ve Hoca biraz çatık kaşlı gösterilmiş. Din adamları çocuklara iletişim nasıl kurulur bilmeleri gerekir, bilhassa Avrupa’da ki çocukların ana okullarından- üniversiteye kadar nasıl psikolojik bir eğitim aldıklarını iyi biliyor olmalıdırlar ve onların dünyasında bir din adamı vardır. Çocuklar hocalarından bu kapının kapalı olduğunu görünce, Kilise kapısını çalmışlar. Şikayetlerini, dertlerini, dileklerini o makama arz etmişler. Bugünlerde zaten Nikolaus dertlerine derman oluyor. Çocuklar Nikolaus şarkıları ile uyuyorlar.

Noel babada yolda, hediyeleri getiriyor. Almanya’da sorgulayıcı bir eğitim sistemi çocuklara veriliyor, çocuklar her şeyi soruyorlar, anaokuluna giden çocuklar bile beni Allah neden yarattı diye soruyorlar. Nasıl cevaplamalıyız azarlayıp bu soru sorulmaz günah mı deyip kapatalım, yoksa nasıl bir çözüm önerelim? İşyerinde bin gencimiz aradı, paralı çıkış almak istediğini söyledi, ben işten ayrılmak istiyorum diyerek. Neden ayrılmak istediğini sorduğumuzda verdiği cevap işyerine bir Alman bayan geldi, ben onunla çalışmak istemiyorum haram diyerek. Avrupa’da bunun gibi yüzlerce sorun hocalara soruluyor cevap biliniyormu? Hiç bir dini birikimi olmayan, dini anlayışı zayıf binlerce çocuk anaokullarında, ilkokullarda ve sokaklarda savrulup gidiyorlar.

Bunlar yarınlarda kendilerini nasıl ifade edecekler. Allah’a bir mektup yazmasına bile müsade edilmeyen, (belkide kendini öyle ifade edecekti) nasıl bir din dünyası olur. Peygamberimizin hanımı Hz. Ayşe, oturdukları evin ne kadar dar olduğunu anlatırken demişki:”Peygamber gece ben uyurken namaz kılmaya kalkardı.Secde yaparken de elleri bana değerdi.” Bir hoca bunu vaazında anlatmış. Cemaaten biri kendi kendine homurdanmış; “ Azıcık takva gerek,” diyerek. Yani Peygamberin böyle namaz kılmasını tasvip etmemiş. Müslümanlar Peygamber efendimizi bile anlayamamışken, nasıl örnek olacaklar. Evet çocuklarımızı geleceğimiz olarak görüyorsak, onlara nasıl yaklaşmalıyız…

Din iki tarafı keskin bıçak diyerek korkutarak, onları bir korku cenderesinin içinemi atalım, yoksa Allah ile iletişim kurdurarak mektuplarımı yazdıralım. Avrupa’daki Türk çocuklarının sosyal, kültürel, eğitim ve dini ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik eğitim müesseselerine acilen ihtiyaç vardır. Türk çocuklarına Avrupa-Türk kimliği modeli gibi yeni bir kimlik tanımı yapılmalı ve o doğrultuda eğitim verilmelidir. Diyanetin uygulamaya koyduğu uluslarası ilahiyat proğram çok iyi düşünülmüş fakat çare değil, çünkü buradaki çocuklara okullarda dini eğitim vermenin yollarını bulmalıyız. İlahiyat programı daha çok camilerin imam ihtiyacını karşılamak için düşünülmüş bir program. Tabi buradaki camilere böyle bir ihtiyaçın giderilmesi önemli fakat bizim daha çok okullarda uygulamalı bir din dersinin verilmesi olmalıdır. Avrupa’da cami ihtiyacı kalmamıştır, zaten camilerde cemaat sayısı giderek azalıyor, artık ağırlıklı olarak eğitime önem vermeliyiz. Alternatif eğitim sistemi oluşturulmalı, bizlere düşünen, fikir üreten, yeni bir vizyon çizen düşünürler gerekli. Daha ne kadar bekleyeceğiz, kendi eğitim sistemimizi oluşturmak zorundayız.

Şunu anlamalıyız yeni bir İslam anlayışını inşa etmeliyiz, bunun için gerekli olan ise eğitim müesseseleri kurmalıyız. Bizler ne eğitim, ne de bilği birikimi olan insanlarız, daha yolun başındayız. Öyleyse artık geç kalmadan harekete geçmenin yollarını aramalıyız. Kıta Avrupa’sında bazı dini ve etnik guruplar kendileri bir alternatif eğitim sistemini hayata geçirmişler. ( Yahudiler, Hintliler) Batı Avrupa’da hiç bir dini etnik azınlık uzun süre yaşamamıştır, bir şekilde yok olmuşlar. İlk defa yüzyıllarca mücadele ettikleri İslam’ın temsilcileri müslümanlar buralara kadar gelmişler ve asimile olmamak için direniyorlar. Bu direnme nasıl sonuçlanır bilinmiyor fakat uzun süre buna tahammül edeceklerini sanmıyorum, çünkü önümüzde bir Endülüs ve Bosna örnekleri var.

BirlikHaber Güncel Haber Akışı

Aksaray'ın Altın Markaları

Birlik Haber Gazetesi öne çıkan Aksaray firmalarını ağırlıyor.

marka
marka
marka
marka
marka
marka
marka
Reklam Bilgi0552 513 68 80 E-Postabirlikhaber@hotmail.com
SON DAKİKA

Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021