ANKARA – BHA
Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar’ın “Belediye başkanlarına da dokunulmazlık zırhı olur mu?” başlıklı köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:
”Türkiye’de dokunulmazlık tartışmaları hiçbir zaman teknik bir hukuk meseleden ibaret kalmadı. Bu konu her dönem siyasal rejimin niteliği, kuvvetler ayrılığı anlayışı, yargının bağımsızlığı ve kamu yönetimindeki etik standartlarla birlikte ele alındı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’nin yolsuzluk ve yozlaşma iddiaları nedeniyle haklarında dava açılan CHP’li belediye başkanlarından yola çıkarak yerel yöneticilere de iktidar olmaları halinde dokunulmazlık getirecekleri görüşü pek çok boyutuyla ele alınmak zorunda…
Bu yaklaşımın dikkat çekici yönü, Türkiye’de uzun yıllardır özellikle muhalefet tarafından savunulan “hesap verebilir siyaset” anlayışıyla arasında belirgin bir mesafe koymalarıdır.
Özellikle belediyelerde yolsuzluk, ihale usulsüzlüğü, rant ilişkileri ve organize çıkar ağlarına ilişkin soruşturmaların konuşulduğu, bazı belediye yöneticilerinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itiraflarda bulunduğu bir dönemde “dokunulmazlık” fikrinin ortaya atılması doğal olarak ciddi sorgulamaları gerektirmektedir.
Bu tür koruma önerisi gerçekten demokratik faaliyet özgürlüğünü mü korumayı amaçlıyor, yoksa siyasal kadroları yargısal süreçlerden uzak tutma refleksi mi devreye giriyor?
Dokunulmazlık kavramının tarihsel kökenine bakıldığında, modern parlamenter sistemlerde bunun keyfi bir ayrıcalık olarak ortaya çıkmadığı görülür.
Özellikle İngiliz parlamenter geleneğinde gelişen “parliamentary privilege” anlayışı, kralın veya yürütme organının parlamentoyu baskı altına almasını engellemek amacıyla oluşturulmuştur. Yani klasik anlamda dokunulmazlığın temel amacı kişiyi değil, parlamentonun bağımsızlığını korumaktır.
Bu nedenle çağdaş anayasalarda iki farklı koruma biçimi bulunur: yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı. Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin Meclis’te söyledikleri sözlerden ve kullandıkları oylardan dolayı cezalandırılamamasıdır. Bu, çağdaş demokrasilerde neredeyse mutlak kabul edilen bir ilkedir. Aksi halde aykırı görüşlerin susturulması mümkün hale gelir.
Yasama dokunulmazlığı, yani milletvekilinin belirli şartlar dışında yargılanamaması veya gözaltına alınamaması ise daha tartışmalı bir alandır. Çünkü bu koruma demokratik siyasetin güvenliği için gerekli olabileceği gibi cezasızlık mekanizmasına da dönüşebilir.
Bugün gelişmiş demokrasilerde genel eğilim, dokunulmazlığı genişletmek değil daraltmak yönündedir. Kamu gücü kullananların hesap verme yükümlülüğü sıradan vatandaştan daha az değil, daha fazla olmalıdır. Bu nedenle Avrupa’daki birçok sistemde dokunulmazlık siyasal faaliyet alanıyla sınırlı tutulmakta, kişisel suçlara veya kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına ilişkin iddialara genişletilmemektedir. Özellikle yolsuzluk suçlarında dokunulmazlığın hızla kaldırılması yönünde güçlü bir eğilim vardır.
Örneğin Fransa’da milletvekilleri parlamentodaki sözlerinden dolayı korunur, ancak yolsuzluk, zimmet, organize suç veya kamu kaynaklarının kötüye kullanılması gibi suçlamalar söz konusu olduğunda ciddi soruşturmalar yürütülebilmektedir.
Almanya’da da benzer bir yaklaşım vardır. Bundestag üyeleri için dokunulmazlık bulunsa da uygulamada Meclis çoğu zaman yargının talebi doğrultusunda dokunulmazlığın kaldırılmasına izin vermektedir. Alman anayasal kültüründe dokunulmazlığın amacı kişiyi korumak değil, parlamenter faaliyeti güvence altına almaktır. Bu nedenle belediye başkanlarına geniş bir yargısal koruma sağlanması Alman hukuk anlayışında ciddi bir sorun olarak görülürdü.
Amerika Birleşik Devletleri ise bu konuda daha da farklı bir çizgiye sahiptir. ABD’de kongre üyeleri için son derece sınırlı korumalar vardır ve belediye başkanları, valiler ya da federal düzeyde görev yapan siyasetçiler hakkında cezai soruşturma açılması olağan kabul edilir. Amerikan siyasal kültürünün temel ilkesi, kamu görevinin bir imtiyaz değil, denetime açık bir emanet olduğudur. Bu nedenle Amerikan tarihinde çok sayıda belediye başkanı, vali ve kongre üyesi yolsuzluk suçlamaları nedeniyle yargılanmış hatta hapse girmiştir. Bu durum sistemin çökmesi olarak değil, hesap verebilirliğin doğal sonucu olarak değerlendirilmiştir.
İskandinav ülkelerinde ise dokunulmazlık kurumu çok daha sınırlıdır. İsveç, Norveç ve Danimarka gibi yüksek kurumsal güvene sahip demokrasilerde esas vurgu şeffaflığa, etik denetime, mal beyanına ve kamu denetimine yapılmaktadır. Bu ülkelerde bir belediye başkanının “soruşturulamaz” hale getirilmesi ciddi bir demokratik alarmdır.
Aslında belediye başkanları için dokunulmazlık fikrinin en problemli tarafı tam da burada ortaya çıkmaktadır. Milletvekili dokunulmazlığı tarihsel olarak yasama faaliyetini korumak için geliştirilmiştir.
Oysa belediye başkanları yasa yapan değil, yürütme yetkisi kullanan aktörlerdir. İhale yönetirler, bütçe harcarlar, imar yetkisini kullanırlar ve doğrudan kamu kaynağı dağıtırlar. Bu nedenle anayasal teoride belediye başkanlarının daha az değil, daha fazla denetlenmesi gerektiği kabul edilir. Çünkü kamu kaynağı kullanan makamların şeffaflığı hukuk devletinin temel şartlarından biridir.
Burada özellikle yolsuzluk suçları açısından ayrı bir hassasiyet vardır. Çağdaş demokrasilerde genel eğilim, rüşvet, zimmet, irtikap, nüfuz ticareti veya kamu ihalelerinde usulsüzlük gibi suçların dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmaması gerektiği yönündedir. Çünkü bu suçlar bireysel suçlar olmanın ötesinde doğrudan kamu güvenini hedef alırlar. Yolsuzluk suçlarında koruma mekanizmalarının genişletilmesi çoğu zaman cezasızlık kültürünü, siyasal patronaj ağlarını ve kurumsal çürümeyi derinleştirir.
Bu nedenle CHP’li belediyelerde yolsuzluk ve yozlaşma iddialarının ayyuka çıktığı, kimi başkanların, siyasilerin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı, çeşitli itirafların gündeme geldiği bir dönemde ortaya çıkan dokunulmazlık tartışmaları toplumda doğal olarak şüphe üretmektedir.
Eğer ortada ciddi bir yolsuzluk iddiası yoksa, neden daha güçlü bir koruma ihtiyacı duyuluyor? Hukuk devletinde adaletin tecellisi önemlidir ama adaletin tecellisine dair toplumsal güvenin korunması da son derece önemlidir.
Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi açısından da önemli bir çelişki tartışması doğmaktadır. CHP uzun yıllar boyunca hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasal etik vurgusunu güçlü biçimde yapan bir siyasi çizgide yer aldı. Özellikle dokunulmazlıklar ve siyasal yolsuzluklar konusunda iktidarları sert biçimde eleştiren bir pozisyon benimsedi. Bu nedenle bugün belediye başkanları için geniş koruma mekanizmalarının tartışılması doğal olarak “iktidarda deağilken eleştirilen bir uygulama, yerel iktidar alanı oluşunca savunulmaya mı başlandı?” sorusunu gündeme getiriyor. Demokratik ilkeler aktöre göre değişmez. Hukukun üstünlüğü, rakiplere karşı kullanılan bir ilke haline geldiğinde meşruiyetini kaybeder.
Çağdaş hukuk devletlerinin çözümü geniş dokunulmazlık zırhları kurmak değil, bağımsız ve tarafsız yargıyı güçlendirmektir.
Son otuz yılda dünyadaki genel eğilim daha fazla dokunulmazlık değil, daha fazla şeffaflık yönündedir. Güçlü demokrasiler siyasetçileri soruşturulamaz hale getirmeye değil; kurumları daha denetlenebilir hale getirmeye çalışmaktadır. Dijital denetim sistemleri, mal varlığı incelemeleri, bağımsız etik kurulları, çıkar çatışması düzenlemeleri ve güçlü savcılık mekanizmaları bu nedenle geliştirilmektedir.
Dokunulmazlık koruması sınırsız hale geldiğinde, yürütme makamlarına genişletildiğinde ve özellikle yolsuzluk iddialarını kapsadığında hukuk devleti açısından ciddi sorunlar üretir. Tekrar vurgulayalım, belediye başkanları yasama organının üyeleri değildir; kamu kaynağı kullanan yürütme aktörleridir. Bu nedenle çağdaş demokrasilerde temel eğilim onları daha az değil daha fazla denetime tabi tutmaktır.
Özellikle etkin pişmanlık, itiraf ve ihale soruşturmalarının konuşulduğu dönemlerde ortaya çıkan dokunulmazlık söylemleri toplumda doğal olarak güvensizlik doğurur.
Böyle dönemlerde siyasal aktörlerin en güçlü savunması dokunulmazlık değil; bağımsız yargı, şeffaf yönetim ve açık hesap verebilirlik olmalıdır ”
Birlik Haber Gazetesi öne çıkan Aksaray firmalarını ağırlıyor.
14 Mayıs 2026 Batman Petrolspor’da transfer hareketliliği başladı
14 Mayıs 2026 Antalya Aksu’da “İpek Yolu Kervanı” Coşkusu
BirlikHaber Güncel Haber Akışı
Bugün En Çok Okulanlar
Aksaray Haberleri Aksaray’da İhraç edilenlerin listesi
Köşe Yazarları ASTIM, BRONŞİT, KOAH ve Himalaya Kristal Tuzu
Köşe Yazarları KRİSTAL TUZ NASIL KULLANILMALI? SOLE KULLANIMI
Aksaray Haberleri Aksaray’da Yangın, çok sayıda yaralı var
Aksaray Haberleri 1 Ocak 2016’da tüm ehliyetler değişecek
Birlik Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi YS Grup adına Yaşar SARIKAYA
E-Posta : birlikhaber@hotmail.com
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
Birlik Haber Gazetesi ile Aksaray Haberleri ve Son Dakika Aksaray İlçe Haberlerini Takip Edin. En Güncel Aksaray Haber Sitesi ve Aksaray İle İlgili En Son Gelişmeler.Konular
Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021
