SON DAKİKA
Ana Sayfa » Aksaray Haberleri » Yerel Haberler » Prof. Dr. Zakir Avşar: ”CHP’nin mutlak butlan hamuru daha çok su kaldırır”

Prof. Dr. Zakir Avşar: ”CHP’nin mutlak butlan hamuru daha çok su kaldırır”

A - +

Yerel Haberler - 25.05.2026 - 0:00

Prof. Dr. Zakir Avşar: ”CHP’nin mutlak butlan hamuru daha çok su kaldırır”

ANKARA – BHA

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar’ın ”CHP’nin mutlak butlan hamuru daha çok su kaldırır” başlıklı köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:

”Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan kararına rağmen alevlenerek devam eden kriz, yüzeyde bir kurultay ve liderlik tartışması gibi görünse de, gerçekte çok daha derin bir yapısal kırılmaya işaret etmektedir. Bugün tartışılan mesele genel başkanın değişmesi, kurultayın iptali ya da parti içi hiziplerin rekabetinden ibaret değildir.

CHP’de ortaya çıkan tablo siyasal meşruiyet, örgütsel ahlak, kamusal kaynakların kullanımı, parti içi güç ilişkileri ve muhalefetin dönüşümü gibi birçok başlığın iç içe geçtiği kapsamlı bir kriz alanı üretmiştir. Bu nedenle süreci hukuki, siyasi ya da ideolojik bir çerçevelerden birisiyle açıklamak eksik kalmaktadır. Yaşananlar, aynı anda hem kurumsal hem etik hem de sosyolojik bir çözülme tartışmasını beraberinde getirmektedir.

Krizin merkezinde yer alan temel iddia, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı sürecinde delegelerin iradesinin çeşitli maddi imkânlar ve çıkar ilişkileri üzerinden şekillendirildiğidir. Bazı delegelere para, telefon, tablet, konut, yakınlarını belediyelerde işe yerleştirme, pavyona götürme veya çeşitli kişisel menfaatler sağlandığı, bunun da kurultay sonucunu etkilediği yönündeki iddialar ciddi bulunduğu içindir ki mutlak butlan kararı çıkmıştır.

Daha kritik olan ise bu çıkarların belediyeler ve kamusal imkanlar üzerinden örgütlenen bir siyasal ağ üzerinden sunulmasıdır. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde “kongre hukuku” değil, doğrudan “siyasal yozlaşma” meselesi bulunmaktadır.

CHP uzun yıllar boyunca siyasette kendisini kamusal etik, kurumsallık, hukuk devleti ve liyakat söylemlerinin taşıyıcısı olarak konumlandırdı. Kamu kaynaklarının iç iktidar mücadelesinde kullanılması, siyasal sadakat ağları oluşturulması, kamunun siyasal güç üretiminde araçsallaştırılması, nepotizm gibi hususlar ve bunlara ek olarak kişisel ahlaki zafiyetler CHP içerisindeki kavganın şekillendirmektedir.

Bu nedenle CHP içerisindeki ayrışmayı “eski kadrolar ile yeni kadrolar arasındaki mücadele” olarak okumak yeterli değildir. Asıl kırılma, siyasetin hangi ahlaki sınırlar içerisinde yürütüleceğine ilişkin anlaşmazlıktır. Parti içerisindeki önemli bir kesim, son yıllarda özellikle büyükşehir belediyeleri üzerinden oluşan ekonomik ve idari gücün, örgütsel dengeyi bozduğunu düşünmektedir. Belediyelerin yerel hizmet üreten kurumlar olmaktan çıkıp parti içi nüfuz ve sadakat üretim mekanizmalarına dönüşmesi rahatsızlıkları artırmaktadır…

Siyaset sosyolojisi açısından bu durum şaşırtıcı değildir. Parti örgütleri büyüdükçe ve özellikle yerel yönetimler üzerinden ciddi ekonomik kaynaklara erişmeye başladıkça, ideolojik sadakatlerin yerini zamanla patronaj ilişkileri alabilir. CHP’de de özellikle İmamoğlu ile birlikte bu durum ortaya çıkmıştır…

Patronaj, siyasal desteğin maddi imkanlar karşılığında örgütlenmesidir. Bu tür yapılarda siyasal rekabet fikirler arasında değil, kaynak dağıtım kapasitesi arasında gerçekleşmeye başlar. Eğer parti içi yükselme, ideolojik temsil veya siyasi performanstan çok, bu kaynak ağlarına yakınlık üzerinden belirlenmeye başlarsa, zaman içinde kurumsal yozlaşma algısı kaçınılmaz hale gelir.

CHP’de yaşanan yarılmanın, kırılmanın, sertleşmenin temel nedeni siyasi rekabet değil, meşruiyet tartışmasıdır. Kılıçdaroğlu’nun partisi ve partilileri için kullandığı “arınma” sözcüğünün önemi de burada ortaya çıkmaktadır. Özel- İmamoğlu ikilisinin ve şürekasının “siyasal başarı” için etik sınırları aşındırdığını ve partiyi bir çıkar ve suç ağına dönüştürdüğünü düşünmektedir.

Özel- İmamoğlu’nun elinde kalan tek argüman ise “değişim sürecini durdurmaya çalışan eski güç odaklarının siyasi hamlesi” biçimindedir. Kitleyi ikna için kullandıkları ama kendilerinin de inanmadıkları “yargı darbesi” ve saray darbesi” gibi kavramlar artık ikna edici olmaktan çok uzaktır. Burada dikkat çekici olan unsur tartışmanın ideolojik olmaktan çıkıp psikolojik ve sosyolojik bir niteliğe bürünmesidir.

Bu noktada mutlak butlan ile partisine genel başkan olarak dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun pozisyonu önemlidir. Bir kesim onu, partiyi uzun süre ayakta tutmuş, ittifak siyasetini kurmuş ve CHP’yi geniş toplumsal kesimlerle buluşturmaya çalışmış bir lider olarak değerlendirirken başka bir kesim seçim kaybetme psikolojisiyle özdeşleşmiş, değişim taleplerini yeterince okuyamamış ve parti içerisindeki dönüşümü geciktirmiş ve hatta “hain” biri olarak ele almaktadır. 

Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun süreç içerisindeki konumu ve tavrı teknik ya da hukuki bir pozisyon alıştan ziyade eski CHP siyasal kültürü ile yeni CHP arayışı arasındaki gerilimin sembolik bir yansıması olarak okunmaktadır.”

Özgür Özel’in liderliği de benzer biçimde ikili bir karakter taşımaktadır. Özel, değişim talebinin temsilcisi olarak yükseldi ve özellikle yerel seçim başarısı sonrasında ciddi bir güç kazandı. Ancak onun liderliği, parti içerisindeki yeni güç merkezlerinin belediye imkânlarıyla fazla iç içe geçtiği, yolsuzluk ve yozlaşmanın, kişisel ahlaki zafiyetlerin zirve yaptığı yönündeki eleştirilerin de odağı haline geldi. Özel yönetimi bir taraftan “yenilenme”yi temsil ederken, diğer taraftan “örgütsel pragmatizmin etik sınırları aştığı, yolsuzluk ve yozlaşmanın kurumsallaştığı, kişisel harsların, ahlaki çöküşlerin öne çıktığı” yönündeki suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Yani aslında Kılıçdaroğlu’nun “arınma” sözcüğü ile hedef aldığı parça…

Bu tartışmanın hukuki boyutu önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta hukuki süreçlerin sertleşmesinin temel nedeni, iddiaların niteliğidir. Eğer mesele teknik usul hataları ile sınırlı olsaydı kamuoyunda bu ölçekte bir meşruiyet tartışması oluşmazdı. İddialar ve sonrasında mahkeme kararı doğrudan irade fesadı ve kamusal kaynaklarla siyasal sonuç üretimi üzerine kurulduğu için, mesele hukuki olmakla kalmadı siyasal-ahlaki bir kriz niteliği de kazandı.

Öte yandan, bu süreç ana muhalefetin yapısal sorunlarını da görünür hale getirdi. Muhalefet partileri iktidara yaklaştıkça ideolojik hareketlerden çok yönetim organizasyonlarına dönüşürler. Bu dönüşüm sırasında ekonomik kaynaklar, belediyeler ve bürokratik ilişkiler parti içi siyaseti yeniden şekillendirmeye başlar. CHP bugün tam da bu geçiş sancısını yaşamaktadır. Parti, uzun yıllar boyunca muhalefetin sınırlı imkânlarıyla hareket eden bir yapıdan, büyükşehirleri yöneten ve ciddi kamusal kapasiteye erişen bir organizasyona dönüşmüştür. Bu büyüme, beraberinde yeni bir siyasal sınıf, yeni çıkar ilişkileri ve yeni güç mücadeleleri üretmiştir.

Dolayısıyla CHP’de yaşanan kriz bireysel aktörlerin çatışması ile sınırlı değildir. Bu kriz, muhalefetin iktidar kapasitesi büyüdükçe nasıl dönüştüğüne dair daha geniş bir yapısal soruna işaret etmektedir.

İktidar partilerine yöneltilen “kaynak dağıtımı üzerinden sadakat üretme” eleştirilerinin çok daha ileri boyutlusunun bugün CHP için de konuşuluyor olması, siyasal sistem açısından ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü bu durum siyasal kültürün partiler üstü bazı ortak davranış kalıpları ürettiği yönünde güçlü bir tartışmayı beraberinde getirmektedir.

Sonuç olarak CHP’de yaşanan kriz kamusal etik, siyasal meşruiyet, örgütsel ahlak, patronaj ilişkileri, yerel yönetim gücünün parti içi siyasete etkisi ve muhalefetin dönüşümü gibi çok katmanlı meselelerin birleşiminden oluşmaktadır. Sürecin bu kadar sert ve yıkıcı hale gelmesinin nedeni de tam olarak budur. Çünkü burada tartışılan şey yalnızca “kim yönetecek?” sorusu değildir. Asıl mesele, “hangi yöntemle, hangi meşruiyetle ve hangi ahlaki sınırlar içerisinde yönetilecek?” sorusudur. Bundan sonra CHP’nin önündeki gerçek sınav da bu soruya vereceği cevap olacaktır.”

Aksaray'ın Altın Markaları

Birlik Haber Gazetesi öne çıkan Aksaray firmalarını ağırlıyor.

marka
marka
marka
marka
E-Postabirlikhaber@hotmail.com

BirlikHaber Güncel Haber Akışı

SON DAKİKA

Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021