Bahattin Akyön’den “Bedir İttifakı” değerlendirmesi: Türkiye Yüzyılı vurgusu

Yerel Haberler - 22.10.2026 - 7:48

ANKARA – BHA 

Cidde Eski Basın Ataşesi ve İletişim Uzmanı Bahattin Akyön, kaleme aldığı “Bedir İttifakı ve Türkiye Yüzyılı’nın Ayak Sesleri” başlıklı yazısında, değişen küresel güç dengeleri karşısında İslam ülkelerinin ortak hareket etmesinin önemini değerlendirdi.

Cidde Eski Basın Ataşesi ve İletişim Uzmanı Akyön, yazısında şu ifadelere yer verdi:

“BEDİR İTTİFAKI VE TÜRKİYE YÜZYILININ AYAK SESLERİ

İslam dünyası yeni bir dönemin eşiğinde mi?

Dünya siyaseti yeniden şekillenirken, İslam dünyasının güvenlik, dayanışma ve ortak gelecek arayışı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Bölgesel gelişmeler, değişen güç dengeleri ve küresel krizler, Müslüman ülkelerin birbirleriyle daha güçlü ilişkiler kurmasının gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından Türkiye, Pakistan, Katar ve Endonezya arasında Bedir İttifakı’nın imzalandığı yönündeki çalışmalar İslam dünyasının geleceğine ilişkin önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu tür gelişmelerin resmî niteliği ve kapsamı elbette somut bilgilerle değerlendirilmelidir. Ancak ortaya koyduğu stratejik tartışma son derece önemlidir: İslam ülkeleri, ortak meselelerinde ne kadar güçlü bir iş birliği geliştirebilir? Birlikten güç doğar bu unutulmamalıdır.

Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri

Ben bu gelişmeleri yalnızca bugünün siyasi gündemi açısından değerlendirmiyorum. Meseleye daha geniş bir perspektiften, Türkiye’nin tarihî sorumluluğu, bölgesel gücü ve gelecekte üstlenebileceği rol üzerinden bakıyorum.

Önceki köşe yazılarımda da ifade ettiğim gibi, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgesinde ve uluslararası alanda daha etkili bir aktör hâline gelmesi, yalnızca kendi geleceği açısından değil, İslam dünyasının ortak geleceği bakımından da büyük önem taşıyor.

Zaman, ortaya koyduğumuz bazı değerlendirmelerin neden dikkate alınması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Elbette tarihî öngörülerin değeri, gelişmeleri sloganlarla yorumlamakta değil; değişen dengeleri doğru okuyabilmekte ve geleceğe yönelik sağlam bir perspektif geliştirebilmektedir.

Türkiye Yüzyılı, yalnızca ekonomik büyüme veya diplomatik başarılarla sınırlı bir hedef değildir. Aynı zamanda güvenlik, teknoloji, savunma sanayisi, eğitim, kültür, insani diplomasi ve uluslararası iş birliği alanlarında güçlü bir Türkiye inşa etme idealidir. Türkiye bunu başarmıştır. 

İslam dünyasının ihtiyacı: Birlik, güven ve ortak akıl

Bugün İslam ülkelerinin önünde ciddi sınamalar bulunuyor. Bölgesel çatışmalar, Filistin meselesi, ekonomik eşitsizlikler, teknoloji alanındaki bağımlılıklar ve uluslararası sistemde yaşanan güç mücadeleleri, ortak hareket etmenin önemini artırıyor.

Türkiye’nin Pakistan, Katar ve Endonezya gibi farklı coğrafyalarda etkili ülkelerle geliştireceği ilişkiler, bu açıdan yeni fırsatlar oluşturabilir. Ancak kalıcı bir iş birliği yalnızca anlaşmalar imzalamakla kurulmaz. Bunun için karşılıklı güven, ortak hedefler, ekonomik dayanışma, diplomatik istişare ve sürdürülebilir kurumlar gerekir.

Savunma alanındaki iş birliği de bu bütünün bir parçasıdır. Fakat asıl başarı, güvenliği barışla; siyasi gücü adaletle; ekonomik kalkınmayı insanlığın refahıyla birleştirebilmektir.

İslam dünyasının ihtiyacı, başka ülkeleri tehdit eden bir blok oluşturmak değil; kendi halklarının güvenliğini sağlayan, mazlumların hakkını savunan, uluslararası hukuka bağlı kalan ve dünya barışına katkıda bulunan güçlü bir dayanışma zemini kurmaktır. Bugün dünyada barışın öncüsü Türkiye olmuştur. Barışın mimarı yüzyılın lideri Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.

Türkiye’nin tarihî sorumluluğu

Türkiye, tarihî birikimi, diplomatik tecrübesi, savunma sanayisindeki kapasitesi ve farklı ülkelerle kurabildiği ilişkiler sayesinde bu süreçte önemli bir rol üstlenebilir.

Ancak bu rolün kalıcı olması için söylem ile icraatın birbirini tamamlaması gerekir. Ekonomik gücün artırılması, bilim ve teknoloji yatırımlarının geliştirilmesi, genç nesillerin iyi yetiştirilmesi ve toplumsal birlikteliğin korunması, Türkiye Yüzyılı hedefinin temel taşlarıdır.

Güçlü Türkiye, yalnızca kendi sınırları içinde büyüyen değil; çevresine güven veren, krizlerin çözümüne katkıda bulunan ve insanlığın ortak değerlerini savunan Türkiye’dir.

Bu nedenle Türkiye’nin dost ve kardeş ülkelerle kuracağı her sağlam iş birliği, doğru hedefler ve ilkeler çerçevesinde yürütüldüğünde, bölgesel istikrara ve küresel barışa katkı sunabilir.

Zaman, stratejik öngörünün önemini gösteriyor

Önceki yazılarımda bu yöndeki gelişmelerin önemine dikkat çekmiştim. Bugün de aynı noktadayım: Dünya değişiyor, güç dengeleri yeniden şekilleniyor ve ülkeler geleceğe yönelik yeni ortaklıklar arıyor.

Türkiye’nin bu değişimi doğru okuyarak hareket etmesi, önümüzdeki yıllarda çok daha belirleyici olacaktır.

Burada önemli olan, her gelişmeyi kesin bir siyasi zafer olarak ilan etmek değil; ortaya çıkan fırsatları doğru değerlendirmek ve ülkemizin uzun vadeli çıkarlarını akılcı politikalarla güçlendirmektir.

Eğer İslam dünyası kendi içinde güvene dayalı, adil ve sürdürülebilir bir iş birliği kurabilirse, bunun etkisi yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacaktır. Ekonomiden eğitime, savunmadan insani yardımlara kadar birçok alanda yeni imkânlar doğacaktır.

Türkiye Yüzyılı’nın ayak sesleri, işte bu noktada anlam kazanıyor.

Türkiye’nin yükselişi, dost ülkelerle dayanışması ve insanlık için sorumluluk üstlenmesiyle daha güçlü bir anlam kazanacaktır. İhtiyacımız olan; ayrışma değil birlik, çatışma değil barış, geçici ittifaklar değil kalıcı güven ve sözden ibaret hedefler değil somut başarılardır.

Geleceği bugünden şekillendirmek isteyenler, değişimi yalnızca izlemekle yetinmez; onu doğru okuyarak hazırlıklarını yapar.

Benim yıllardır dikkat çektiğim mesele de budur: Türkiye, kendi gücünü geliştirirken dost ve kardeş ülkelerle ortak bir gelecek inşa etme fırsatını değerlendirmelidir.

Çünkü güçlü Türkiye, huzurlu bir bölge ve daha adil bir dünya hedefi birbirinden ayrı düşünülemez.

Türkiye Yüzyılı’nın gerçek başarısı, milletimize güç; dostlarımıza güven; insanlığa ise barış ve umut verebildiğimiz gün daha açık görülecektir.

Bu başarıyı görmek için beş kez ziyaretinde,  hizmet etme şerefine nail olduğum Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a  Ortadoğu halkının teveccühü, sevgisi, sadakatı, bağlılığı apaçık ortadadır. Bu sevgi ilahi bir sevgi ve ilahi bir ikramdır.”

 

Yerel Haberler Şanlıurfa Büyükşehir, Hilvan’da 18 km’lik feribot yolunu yeniliyor

Yerel Haberler Kırıkkale’de öğrenciler sıfır atık bilinciyle buluştu

Yerel Haberler İnegöl Belediyesi personeline yapay zekâ eğitimi

Yerel Haberler Yıldırım Belediyesi’nden Arabayatağı’nda kentsel dönüşüm hamlesi

Yerel Haberler BTSO Üyeleri Avrasya Ambalaj Fuarı’nda yeni teknolojileri inceledi

Yerel Haberler İTSO’da yeni dönem başladı: Üye aidatlarına taksit desteği

Yerel Haberler Başkan Erkan Aydın’dan muhtarlara güç birliği çağrısı

Yerel Haberler Beypazarı’nda ormanların korunmasına yönelik personele eğitim semineri

Yerel Haberler DMM’den “AFAD dalgıçları görevi bıraktı” iddialarına yalanlama

Yerel Haberler Engelsiz Taksi, günlük yaşamı kolaylaştırıyor

Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021