Prof. Dr. Zakir Avşar: Hukukun, ahlakın çetin sınavında chp…

Yerel Haberler - 23.04.2026 - 0:00

ANKARA – BHA 

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar’ın ”Hukukun, ahlakın çetin sınavında chp…”  başlıklı köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:

Hukukun çizdiği sınırların ve ahlakın sağladığı toplumsal denge zayıflatıldığında, tahrip edildiğinde ortaya çıkan boşluk güvensizlik üretir. Güvenin aşınması sessiz, derin etkiler doğuran bir süreçtir; bir kez başladığında, telafisi söylemden çok daha fazlasını gerektirir. Siyasi rekabetin doğası serttir. Bu sertlik dili keskinleştirir, taraflar arasındaki mesafeyi artırır. Ne var ki bu atmosfer, hukuki, ahlaki ölçütlerin, etik perspektiflerin esnetilmesine gerekçe oluşturamaz. Son dönemde CHP etrafında yoğunlaşan yolsuzluk, ahlaki yozlaşma, etik ihlal ve özel hayat temelli tartışmalar toplumun geniş kesimlerinde ve en çok da bu partiye gönül veren, oy veren kesimlerde bir huzursuzluk ve güvensizlik üretmektedir. 

Bu noktada kritik olan, olayların tekil mahiyetinden ziyade, bu olaylara verilen kurumsal tepkilerin niteliğidir. Kurumların karakteri, kriz anlarında belirginleşir; sergilenen tavır, anlatılan hikâyeden çok daha kalıcı iz bırakır.

İddialar karşısında geliştirilen refleksler, siyasal aklın derinliğini ele verir. Meseleyi siyasallaştırma çabaları ile görmezden gelmek, eleştiriyi kategorik biçimde reddetmek, yok saymak ya da gündem değiştirerek baskıyı azaltmaya çalışmak, kısa vadede işlevsel görünebilir. 

Ancak bu yaklaşım hızla inandırıcılığı aşındırır ve daha geniş bir güven kaybına yol açar. Nitekim şu anda CHP bu durumu tam anlamıyla yaşamaktadır. Her geçen gün yeni skandallar ortaya çıkmakta, bunlar somut, maddi unsurlarla kamuoyuna intikal etmekte, önceki olaylarla birlikte zikredilen tüm argümanlar çöp olmaktadır. 

Günümüz seçmeni, söylenenlere ek olarak yapılanlara ve yapılma biçimine de bakmaktadır. Bir iddianın hangi süreçlerden geçerek incelendiği, kimlerin sorumluluk üstlendiği ve hangi sonuçların üretildiği, siyasal meşruiyetin asıl belirleyicileri hâline gelmiştir.

Şeffaflık, bu çerçevede, soyut bir ilke olmaktan ziyade somut bir yönetim pratiğidir. Ciddi her iddia, bağımsız ve tarafsız mekanizmalar tarafından ele alınmalı; süreçler gecikmeksizin kamuoyuna açık şekilde yürütülmelidir. Kurumsal itibar, kapalı kapılar ardında korunamaz. 

Hesap verebilirlik, hukuki sorumlulukla sınırlı kalmayan ahlaki yükümlülükler taşıyan çok katmanlı bir kavramdır. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde, kurumsal güvenin çözülmesi gibi var olan tüm sorunlardan daha büyük bir sorun doğmaktadır.

Siyaset dilinin niteliği de bu çözülmenin hızını belirler. Sürekli savunma ve karşı saldırı üzerine kurulu bir söylem, zamanla gerçeklikten kopar ve kendi içine kapanır. Böyle bir dil, belirli bir tabanı konsolide etse dahi, geniş toplum kesimlerinde bir yorgunluk ve mesafe duygusu doğurur. Günümüz insanı daha seçici, daha dikkatli ve daha sorgulayıcıdır. Beklentisi; sloganların ötesine geçen, tutarlılık sergileyen ve gerektiğinde öz eleştiri yapabilen bir siyasal duruştur. Siyasetin itibarı, bu tür bir olgunlukla doğrudan ilişkilidir.

CHP’nin, Genel başkanının ve yönetim kademelerinin skandallar ortaya çıktıkça ölçüyü, endazeyi kaybedip, gerçeklikten kopup, dünyada ve ülkede olup bitenlere rağmen konuşmaları, dillerine yalanı, iftirayı, hakareti yapıştırmaları, sözel şiddete başvurmaları içinde bulundukları durumu da, yaşadıkları sorunları da ortadan kaldırmamaktadır. Ortaya çıkan her olayı hukuki, ahlaki bağlamından çıkarıp siyasal rekabet içerisinde izaha yeltenmeleri ise güneşi balçıkla sıvamaya benzemektedir.

Maalesef siyasette kadro politikaları, “bizden” yaklaşımı, “ben seçtim, ben getirdim, bana sadık” anlayışı yine meselenin en yapısal boyutunu oluşturmaktadır. Bir kurumun niteliği, o kurumu temsil eden insanların toplamından ibarettir. Liyakat ilkesinin zayıfladığı her durumda, performans sorunları kaçınılmaz hâle gelir; bununla birlikte etik zafiyetlerin ortaya çıkma ihtimali de artar. 

Kamuoyuna yansıyan olumsuzluklar, bu nedenle bireysel hatalar olarak izole edilemez. Atama, seçme/seçtirme ve görevlendirme süreçlerinin bütününe dair soru işaretleri doğurur. Şeffaf ve objektif kriterlere dayanmayan bir sistem, tekrar eden krizlerin zeminini hazırlar. Bu konularda ortaya çıkan çok uç, normal bir ahlaki telakki içinde kabul edilemez durumlara rağmen önlem almak, gereğini yapmak yerine savunma hatları tesisi çabaları da boşunadır.

Eleştiriye yaklaşım biçimi kurumsal olgunluğun göstergelerinden biridir. Eleştiriyi bir tehdit olarak görmek, kısa vadede savunma refleksini güçlendirir; ancak uzun vadede öğrenme kapasitesini zayıflatır. Eleştiriler doğru değerlendirildiğinde yapısal sorunların tespitine ve giderilmesine imkân tanır. Kurumlar, eleştiriye açık oldukları ölçüde dayanıklılık kazanır. Aksi durumda sorunlar bastırılır fakat ortadan kalkmaz daha karmaşık ve derin bir hâl alır. CHP’nin kendi içinden gelen samimi eleştirileri ihraçla bastırma çabası çürüme ve yok olma hızını artırmaktan başka bir sonuç vermez. 

Üstelik ihraçlar çürümeyi görüp, uyaran, kurtulmak için yol yöntem önerenlere yöneliyor ama esas çürüme kaynaklarını içermiyorsa bu tam bir felakettir. Bir il belediye başkanı pavyon işletiyor, pavyonunda çalışanları ise belediyede çalışıyor gösterip sigorta ve maaş ödemesinde bulunuyor. Yolsuzluklarla suçlanıyor… Bununla sınırlı kalmıyor, yapılan aramalarda kişisel bilgisayarlarından pek çok kişinin 254 ayrı kayıt içinde çok özel/mahrem görüntüleri çıkıyor. Partisi bu kişi ile ilgili ihraç kararı veremiyor… Veya bir başka il başkanı burs parası, kurban parası diye vatandaşın yardımlaşma ve dayanışma duygularını, inanç alanını suiistimale gidiyor yine ses çıkmıyor… Sözde Cumhurbaşkanı adayından, baklavacılardan, oklavacılardan hiç bahsetmiyoruz bile…

Deniyor ki örnekler neden CHP’den veriliyor böyle haller için? Cevabı basit, bu türden yolsuzluk ve yozlaşmalar başka partilerde örtbas edilmiyor, görmezden gelinmiyor, “olur öyle şeyler” denilmiyor. AK Parti ve MHP en küçük bir yolsuzluk ve yozlaşma emaresi gördüğünde kişiler kim olursa olsun parti ile yollarını ayırıyor ve konuyu yargısal süreçlere havale ediyor.

CHP bu gün siyasette zehirlenmenin, çürümenin en önemli örnekleri ile karşımızda çıktığı ve bu tür hadiselerde diğer siyasi partilerin yaptığı gibi sağlıklı olanı tercih etmediği içindir ki değerlendirmeler de, örneklendirmeler de, eleştiriler de buradan olmaktadır. 

Mamafih gözden kaçırılmamalıdır ki, toplumun siyaset kurumuna yönelik güveni kırılgan bir dengededir. Bu denge sarsıldığında, etkileri belirli bir siyasi yapıyla sınırlı kalmaz bütün sistem üzerinde hissedilir. Katılım düzeyi düşer, temsil ilişkisi zayıflar ve nihayetinde demokratik meşruiyet tartışmalı hâle gelir. Bu nedenle etik standartların korunması bir imaj meselesinin ötesinde doğrudan doğruya sistemin sürdürülebilirliğiyle ilgili bir zorunluluktur.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu siyaset anlayışı, yüksek sesle konuşmaktan ziyade yüksek standartlar tesis etmeye odaklanmalıdır. Şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukuka, ahlaki standartlara, etik değerlere bağlılık; bu anlayışın temel sütunlarıdır. Bu sütunlar zayıfladığında, siyasal rekabetin sertliği daha da yıpratıcı bir hâl alır. Güçlü bir demokrasi, güçlü ve temiz bir siyasal zemin gerektirir.

Yerel Haberler Atatürk’ün armağanı 23 Nisan, coşkuyla kutlanıyor

Yerel Haberler Van’da narkotik operasyonu: 4,7 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Yerel Haberler Samsun Sera Organize Tarım Bölgesi’nden Ekonomiye Büyük Katkı

Yerel Haberler Memişoğlu ABD Ticaret Odası Heyeti ile Toplantı Yaptı

Yerel Haberler 69 İlde Büyük Narkotik Operasyonu

Yerel Haberler Ticaret Bakanı Bolat, Kosova’da

Yerel Haberler TBMM Başkanı Kurtulmuş, Dünya Çocuklarını Kabul Etti

Yerel Haberler ‘Banka personeliyiz’ diyerek 1,5 milyon lira dolandırdılar

Yerel Haberler Baro’da 23 Nisan Coşkusu: Minik Misafir Başkanlık Koltuğuna Oturdu

Yerel Haberler Aksaray Gülağaç’ta Ruhsatsız Silah Operasyonu: 3 Gözaltı

Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021