Ana Manşet - 10.10.2026 - 23:46
Aksaray Valisi Murat Duru’nun eşi Elif Duru, özel röportajımızda sosyal hizmetlerden koruyucu aileliğe, şehit yakınlarından toplumsal sevgi ve samimiyete kadar önemli mesajlar verdi.
Aksaray’da sosyal dayanışmanın, merhametin ve insan odaklı hizmet anlayışının önemine dikkat çeken Hanımefendi Elif Duru, toplumsal sorunların çözümünde sevgi, samimiyet ve empati kavramlarının belirleyici rolüne işaret etti. Yaşlılarımızdan çocuklarımıza, engelli vatandaşlarımızdan şehit yakınlarımız ve gazilerimize kadar toplumun farklı kesimlerine yönelik hassasiyetiyle öne çıkan Elif Duru, sosyal hizmetlerin yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğunda olmadığını, toplumun her ferdinin bu sorumluluğun bir parçası olması gerektiğini vurguladı.
Aksaray Valimiz Sayın Murat Duru’nun kıymetli eşi Hanımefendi Elif Duru’nun, göreve geldiği günden bu yana sosyal hizmet alanındaki çalışmalara gösterdiği duyarlılığı yakından takip ediyoruz. Büyüklerimizin gönüllerine dokunan ziyaretlerden çocuklarımızın geleceğine yönelik hassasiyete, koruyucu ailelik konusundaki farkındalıktan aziz şehitlerimizin emanetleri ve kahraman gazilerimizle kurulan gönül bağlarına kadar uzanan bu yaklaşım, toplumsal dayanışmanın ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Biz de bu anlamlı çalışmaların ardındaki düşünceleri, sosyal sorumluluk anlayışını ve Aksaraylı hemşehrilerimize verilmek istenen mesajları kamuoyuyla paylaşmak amacıyla Hanımefendi Elif Duru’ya özel sorularımızı yönelttik. Röportaj talebimizi nazikçe kabul ederek sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Elif Duru, samimi değerlendirmeleriyle sosyal hizmetlerin insani boyutuna, aile bağlarının önemine ve toplumsal değerlerin yeniden güçlendirilmesi gereğine dikkat çekti.
“Bir çocuğun hayatına dokunmak, bir neslin geleceğine dokunmaktır” sözleriyle çocukların geleceğine yönelik toplumsal sorumluluğu hatırlatan Elif Duru, koruyucu aileliğin öneminden yaşlılarımızın yalnızlığına, şehit ailelerinin vakur duruşundan toplumdaki sevgisizlik sorununa kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Röportajın en dikkat çekici bölümünde ise toplumsal sorunların temelinde sevgisizliğin bulunduğuna işaret eden Elif Duru, insanlığın kurtuluşu için bir reçete yazılacak olsa ilk maddesinin sevgi olması gerektiğini ifade etti. Yunus Emre’nin hoşgörüsü ile kararlılığın simgesi Yavuz’un duruşunu bir arada değerlendiren Elif Duru, samimiyetin yalnızca sözlerde değil, insanın özünde ve davranışlarında yaşatılması gerektiğini vurguladı.
İşte Hanımefendi Elif Duru ile sosyal hizmetler, aile, dayanışma, sevgi ve insanlığın geleceği üzerine gerçekleştirdiğimiz özel röportaj…
Aksaray’a geldiğiniz ilk günden bugüne sosyal hizmet alanında sizi en çok etkileyen gözlem ne oldu?
Aksaray’ımızda devletimizin sosyal hizmetler alanında kurum ve kuruluşlarıyla eksiksiz hizmet sunduğunu gözlemleme fırsatı buldum. Devletimizin hiçbir dezavantajlı vatandaşımızı ihmal etmediğini görmek beni çok etkiledi. Özellikle sevgi evlerindeki evlatlarımıza aile sıcaklığında sunulan hizmetler çok kıymetli.
Bunun yanında Aksaray’da sosyal hizmet anlayışının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğunda olmadığını, toplumun güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu gördüm. Özellikle ihtiyaç sahibi ailelerimize, çocuklarımıza, yaşlılarımıza, engelli vatandaşlarımıza ve kadınlarımıza yönelik hizmetlerde devletimizin şefkat eli ile milletimizin gönül desteğinin buluşması beni çok etkiledi.
Bizim için en kıymetlisi, vatandaşımıza ihtiyaç ortaya çıktıktan sonra değil, mümkün olduğunca erken ulaşabilmek; koruyucu ve önleyici sosyal hizmet anlayışını güçlendirmektir.
Yaşlılarımızla ve huzurevlerimizdeki büyüklerimizle yaptığınız görüşmelerde onların en çok neye ihtiyaç duyduğunu gözlemliyorsunuz?
Büyüklerimizin maddi ihtiyaçlarından ziyade, hatta çoğu zaman ondan daha fazla, hatırlanmaya, konuşmaya, dinlenmeye ve gönül bağının devam etmesine ihtiyaç duyduklarını görüyorum.
Yaşlılarımız bizim hafızamız, tecrübemiz ve kökümüzdür. Huzurevlerimizde sunulan hizmetlerin yanında aile ve toplum bağlarını da güçlendirmeli, aktif ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemeliyiz.
Bir çınarın gölgesinde oturup sohbet etmek bile çok kıymetli bir sosyal hizmettir.
Çocuk evlerimizde kalan çocuklarımızın hayatına toplum olarak daha fazla nasıl dokunabiliriz?
Çok önemli ve bir o kadar da manevi hazzı yüksek bir konu.
Çocuklarımızın sadece temel ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değil; onların eğitimine, sosyal gelişimine, hayallerine ve geleceğine de yatırım yapmalıyız. Çocuklarımızın aile sıcaklığını, aidiyet duygusunu ve güvenli bir çevreyi hissetmeleri çok önemli. Bu aynı zamanda hayırların en büyüğü.
Koruyucu ve önleyici hizmetlerin yanında gönüllülük, sosyal sorumluluk ve mentorluk gibi çalışmalarla çocuklarımızın hayatına daha fazla dokunabiliriz.
Unutmayalım; bir çocuğun hayatına dokunmak, bir neslin geleceğine dokunmaktır.
Gönüllü ve koruyucu ailelik konusunda Aksaraylı ailelere ne söylemek istersiniz?
Koruyucu ailelik, bir çocuğa yalnızca bir ev değil, bir aile, bir aidiyet ve güven duygusu sunmaktır. Aksaraylı hemşehrilerimizin merhamet ve vefa duygusuna güveniyorum. Her aile kendi imkânları ölçüsünde bir çocuğun hayatına umut olabilir.
Soframıza bir tabak, masamıza bir sandalye, ömrümüze bir dua eklemek belki de bir çocuğun hayatındaki en güzel değişimin başlangıcı olacaktır.
Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koruyucu ailelerimize maddi destekler sunduğunu da buradan özellikle belirteyim. Gönüllü ya da koruyucu aile olmak isteyen hemşehrilerimiz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze ve bizlere doğrudan başvurabilirler.
Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle görüşmelerinizde sizi en çok etkileyen bir anınızı paylaşır mısınız?
Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin vakur duruşu beni her buluşmamızda derinden etkiliyor. Evladını, eşini veya kardeşini vatan için şehit vermiş bir annenin hâlâ “Vatan sağ olsun.” diyebilmesi, milletimizin fedakârlığının en güçlü ifadesidir.
Bizim görevimiz onların yanında olmak, ihtiyaçlarını yakından takip etmek ve devletimizin şefkatini her zaman hissettirmektir.
Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz ziyaretler içerisinde unutamadığınız bir insan hikâyesi var mı?
Her hane ziyaretinde aslında bir hayat hikâyesine dokunuyoruz. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın kapısını çaldığımızda gözlerindeki mutluluk beni çok etkiliyor.
Bazen bir vatandaşımızın ihtiyacının bir evrak, bir yardım veya maddi destekten çok, “Beni de hatırlayan var.” duygusu olduğunu görüyoruz.
Sosyal hizmetin en güzel tarafı da insanı yalnız bırakmamaktır.
Aksaray’da sosyal hizmetler konusunda sizce toplum olarak daha fazla yapmamız gereken nedir?
Öncelikle birbirimizin farkında olmalıyız. Sosyal hizmeti yalnızca devletin sunduğu bir hizmet olarak değil, toplumun ortak sorumluluğu olarak görmeliyiz.
Çocuklarımızı, yaşlılarımızı, engelli vatandaşlarımızı, kadınlarımızı ve dezavantajlı bireylerimizi daha fazla desteklemeli; gönüllülük kültürünü güçlendirmeliyiz. İyiliği kurumların sınırları içinde bırakmadan mahalleye, sokağa ve haneye taşımalıyız.
Yarın bizlerin de yaşlanacağını düşünerek, Allah göstermesin, bir saniye sonra bizlerin de engelli olabileceğini idrak ederek, sevgi evlerinde kalan çocukların bizim çocuklarımız olduğunu hatırlayarak toplum ve devlet kurumlarımızla beraber onların hayatlarını olabildiğince kolaylaştırmaya çalışmalıyız.
Onlara ilgimizi ve şefkatimizi her daim sunmalıyız. Maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için çok çaba göstermeliyiz.
Göreviniz süresince sosyal hizmet alanında gerçekleştirilmesini en çok arzu ettiğiniz hedef nedir?
En büyük hedefim, Aksaray’da hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız ve çaresiz hissetmemesi. Sosyal riskleri önceden tespit eden, aileyi güçlendiren, çocuğu koruyan, yaşlımıza ve engelli vatandaşımıza hayatın içinde güçlü bir şekilde yer açan bir sosyal hizmet anlayışını daha da geliştirmek istiyoruz.
Devletimizin şefkat eli her haneye ulaşsın, Aksaray’da iyilik ve dayanışma kültürü daha da büyüsün istiyorum.
Son olarak tüm sosyal problemlerin en birincil kaynağının sevgisizlik olduğunu dile getirmek istiyorum. İnsanlığın kurtuluşu için bir reçete yazılacak olsaydı ilk maddesi “sevgi” olurdu.
Sevmeyi öğrenmek, sevmeyi öğretebilmek, her insanın Allah’ın birbirine emaneti olarak yaratıldığını bilmek, bunu da anaokullarından itibaren zihinlere yerleştirmek gerekiyor. Birbirimizi farklılıklarımızdan dolayı ötelemekten sevmeye fırsat bulabilirsek empati kurmayı da daha kolay başarabiliriz.
Sevgisiz toplumlarda nefret çoğalır. Bu toplumlarda hoşgörüsüzlük, empati eksikliği, yalnızlık, kaos ve nihayetinde şiddet kaçınılmazdır.
Toplumsal gelişme demek sadece binaların, AVM’lerin değil, insanların da sosyal, kültürel imar ve inşasından geçer. Ne yediğimiz, ne giydiğimizden önce insani değerleri ne kadar benliğimizde topladığımız ve şekilde ya da sözde değil, özde nasıl yaşadığımız; ahlaken, fikren, ruhumuzun derinliklerinde nerede olduğumuz önemlidir.
Yani -mış gibi başkaları için yaşamak değil, illaki kendi benliğimize bile samimiyet gerek. Ruhları besleyecek şey samimiyet! Sevgide, ilgide, şefkatte, merhamette, hatta ve hatta tüm kötülüklerle mücadelede samimiyet!
Yerine göre Yunus, yerine göre Yavuzca bir samimiyet! Yunus’un o engin hoşgörüsü, kucaklayıcı sevgisi ile Yavuz’un kararlılığı, hakikatten sapmayan duruşu arasındaki dengeyi kurabilmek…
Bu uzun soluklu bir ideal olabilir ama fikren tekâmül noktamız, insanlığa dair ulaşmak istediğimiz hedefimiz bu!
Bu bağlamda bana düşüncelerimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyor, sohbetimizin hayırlara vesile olmasını Yüce Mevlamdan niyaz ediyorum.
Elif Duru Emekli Gelir Uzmanı Okur – Düşünür – Yazar – Söyler
Ana Manşet Türk dünyasının belgesellerine 21 ödül
Ana Manşet Kürşad Zorlu’dan Türk futbolu için iki müjde
Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021