Yerel Haberler - 24.03.2026 - 0:00
ANKARA – BHA
Psikolog Curt P. Richter’in 1957 yılında yayımladığı On the Phenomenon of Sudden Death in Animals and Man (Hayvanlarda ve İnsanda Ani Ölüm Olgusu Üzerine) başlıklı makaleye işaret eden Demir, bu çalışmanın 1940’larda tartışılan ani ve açıklanması güç ölüm vakalarını anlama çabasının devamı niteliğinde olduğunu belirtti.
Bir Laboratuvar Deneyinden Daha Fazlası
Demir, “Bu deney bize şunu düşündürüyor: Canlılar bazen yalnızca yorulduğu için değil, çıkış yolunun kalmadığına inandığı için de çöker. Burada asıl dikkat çekici nokta, fiziksel tükenmeden çok çıkışsızlık yani çaresizlik ve tükenmişlik algısının etkisidir” dedi.
Richter’in çalışmasının zamanla sosyal medyada oldukça sadeleştirildiğini belirten Demir, orijinal metnin ani çöküşü yalnızca fiziksel yorgunlukla değil, umutsuzluk ve çaresizlik bağlamında ele aldığını vurguladı.
Fare Deneyinin Asıl Söylediği Şey
Demir, Richter’in özellikle yabani ve evcil farelerin strese verdikleri tepkileri karşılaştırdığı bu çalışmada, dayanma gücünün yalnızca bedensel kapasiteyle açıklanamayacağını ortaya koyduğunu belirtti. Ona göre deneyin en çarpıcı yönü, canlıyı ayakta tutanın bazen kas gücünden önce, içinde hâlâ bir ihtimal bulunduğuna dair algı olmasıdır.
Richter’in deneyinde, evcil ve yabani farelerin strese aynı biçimde tepki vermediği ortaya kondu. Özellikle yabani farelerin çıkışsızlık duygusu karşısında daha hızlı çöktüğü; bazı koşullarda yaklaşık 15 dakika olan dayanma süresinin, farklı şartlarda ortalama 60 saate, kimi örneklerde ise 81 saate kadar çıkabildiği görüldü. Bu sonuç, deneyin yalnızca fiziksel dayanıklılığı değil, çıkışsızlık algısının canlı üzerindeki etkisini de gösteren önemli bir çalışma olarak değerlendirilmesine yol açtı.
Bu çerçevede Demir, deneyin asıl mesajının sadece dayanma süresinde değil, çaresizlik, çıkışsızlık algısının ortadan kalkmasının davranışı nasıl değiştirdiğinde aranması gerektiğini ifade etti.
Umut Bir Teselli Değil, İçsel Bir Yöneliştir
Umut kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını belirten Demir, “Umut, boş bir teselli değildir. Umut, zorluğun içinde hâlâ bir yol bulunabileceğini fark edebilmektir. Bu yönüyle insanın dayanma gücünü besleyen temel bir iç dinamiktir” ifadelerini kullandı.
Demir, bu noktada İmam Gazzâlî’nin umut anlayışına da işaret ederek, umudun ilim, hâl ve amel bütünlüğü içinde anlaşılması gerektiğini söyledi.
Umut Zekâsı Neden Burada Devreye Girer?
Muharrem Demir, umut zekâsının yalnızca iyi hissetmekle ilgili olmadığını, çaresizlik veya çıkışsızlık duygusu karşısında yeni anlam, yeni yol ve yeni aksiyon üretebilme kapasitesi olduğunu vurguladı.
Demir, çağdaş psikolojide C. R. Snyder’in umut kuramının da bu noktada önemli olduğunu belirterek, umut kavramının hedef, yol ve irade ekseninde açıklandığını kaydetti. Ona göre umut zekâsı, Gazzâlî’nin ilim-hâl-amel çizgisiyle Snyder’in hedef-yol-irade çerçevesi arasında güçlü bir köprü kuruyor.
İnsan Neye Tutunarak Yaşar?
Özellikle eğitim alanında bu bakış açısının önemli olduğunu ifade eden Demir, bir öğrencinin ya da gencin çoğu zaman bilgi eksikliğinden önce umut eksikliği yaşadığını söyledi. Ona göre doğru zamanda söylenen bir cümle, gösterilen küçük bir ilgi ya da açılan küçük bir imkân, iç direnci yeniden harekete geçirebilir.
Muharrem Demir, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“Bazen hayatı değiştiren şey, bütün şartların bir anda düzelmesi değildir. Bazen insanı ayakta tutan, sadece küçük bir ihtimalin yeniden görünmesidir. Çünkü insan, önünde bir yol kaldığına inandığı sürece sandığından çok daha uzun süre mücadele edebilir.”
Yerel Haberler Isparta’da ilk taziye evi açıldı
Yerel Haberler Samsun’da zincirleme kaza: 19 kişi yaralandı
Yerel Haberler İsparta’da kaza yapan gençler Burdur’da defnedildi
Yerel Haberler AYM denetiminde 3 partiye suç duyurusu kararı
Yerel Haberler Türkiye – Romanya maçına Fransız hakem
Yerel Haberler DAKA artık Çakay’a emanet!
Yerel Haberler 2026-MSÜ sınav sonuçları açıklandı
Yasal Uyarı : Kaynak gösterilerek dahi abone olmadan kısmen veya tamamen kullanılamaz... Birlik Haber Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır - 2021