Kral ve Soytarıları

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » Kral ve Soytarıları
10 Nisan 2018 - 10:07 | 234 kez okunmuş

Bundan böyle Aksaray’da gördüğümüz çarpık siyasi ve bürokratik düzen ilişkilerini çıkar ve menfaat çetelerini Dernekleşme adına bir araya toplanan menfaatçileri bize ayrılan bu köşede yazarak dile getirmeye çalışacağız.

İlk yazımıza güzel bir Kral-Soytarı hikayesiyle başlayalım;

Kral bir gün soytarısını çağırmış ve canının patlıcan istediğini söylemiş… Soytarı aşçılara uzun uzun patlıcanın faydalarını anlatmış… Onlarca çeşit patlıcan yemeği yaptırmış… Ertesi gün Kral patlıcan yemekten bıkmış ve sofrada bir daha patlıcan görmek istemediğini söylemiş… Soytarı bu kez yine aşçıları toplamış karşısına, patlıcanın tokluk hissi vermekten başka hiçbir işe yaramadığından söz etmiş… Bir daha sarayda asla patlıcan yemeği pişirilmemesini istemiş…

Aşçıbaşı sinirlenmiş: “Be adam daha dün patlıcanın faydalarını anlata anlata bitiremiyordun, bugün yerden yere vuruyorsun… Hangi dediğine inanalım?”

Soytarı gülmüş: “Siz benim söylediklerimin hangisinin doğru olduğunu tartışacağınıza ne diyorsam onu yapın… Çünkü ben patlıcanın değil, Kral’ın soytarısıyım! Patlıcanı mutlu etmeye gerek yok, ama Kral’ı mutlu etmezsek, hiçbirimiz yaşayamayız!”

Krallar bugün sahiden mutlu, soytarılar şekil değiştirmiş olsa da yine ellerinden gelen her türlü şaklabanlığı ve şebekliği yapmada hüner sahibidirler. Bu Soytarıları kimi zaman Belediye binalarında, Dernek toplantılarında, Yemekli Kokteyllerde, Sivil toplum kuruluşu localarında görmemiz mümkündür.

Herkesin bir soytarısı var; sirk sirk gezdirdiği… Kralların, paşaların, beylerin, ağaların… Sizler günümüze uygun unvan, rütbe ve payeleri de düşünün lütfen. Herkesin bir kralı var kuyruğuna takılıp dolaştığı, bağ bahçe kat konak kadın kız servislerinin yapıldığı hem kendi işlerini yürütüp hemde Kral’ı mutlu etmek adına yoğun çaba sarfeder bu soytarılar… Mesele kral olabilmek ya da soytarı olabilmek değil günümüzde mesele adam olabilmektir harbice…

Gündüz gözüyle elindeki feneri insanların gözünün içine tutup ona böyle ne yaptığını soranlara şöyle cevap veren Diyojen aklıma geldi her nedense: “Adam arıyorum adam” diye… Şimdi Diyojen olmak isteyenler el kaldırsın! Tamam, mesele anlaşılmıştır. Hepimiz filozof olacağız.

Soytarı; onları güldürebilmek adına yaptıkları her espriye gülebilen, her konuşmaya alkış tutabilen her adımlarına paspas olabilen… Hamurlarını yalakalıkla sulayan, üç maymunu oynayarak hayatlarını ve makamlarını sağlama alan, ense köklerini 24 saat gösteren, yeri geldiğimi yedikleri kaba dahi pisleyen soytarılar… İşte halimiz budur paşam.

Kral, her türlü rezilliğe göz yuman, bulunduğu ve edindiği makamı zevke eğlenceye ve sefahate ayıran, etrafında 24 saat kendisini pohpohlayanları görmek isteyen ve onları şad eden, her türlü düzenbazlığa madrabazlığa boyun eğen, her söylediği saçma sapan sözü alkışlayanı arayan zatı muhterem… İşte vaziyetimiz budur sayın okurlarımız.

Mayası sağlam, duruşu dik, alnı açık, yüreği engin, samimi, halis insanlarımıza selam olsun. Yalakalığa tenezzül etmeyen, haksızlığa boyun eğmeyen, hakka riayet eden, mazluma zulmetmeyen, güce tapmayan, paraya pula kul olmayana selam olsun. Aşağıdaki dörtlük size gelsin.

“Biz ne yalanız ne dolanız
Ne kralız ne de soytarı.
Alın şan şöhret sizin olsun
Biz sadece ADAM gibi ADAMIZ.”
Adam gibi adamız amma velâkin…soytarı siyaseti bazen soytarıları da karşımıza kral çıkarabiliyor.
gün ola harman ola….KALIN SAĞLICAKLA….

İlgili Terimler :

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.