Haydan Gelip Hu’ysuzluk Etmeyelim

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » Haydan Gelip Hu’ysuzluk Etmeyelim
08 Kasım 2018 - 11:14 | 34 kez okunmuş

Yine bugünlerden bir gün dikkat kesildim.Çünkü iki güzel şahsiyet,kendilerine çevrili kameraların varlığını unutmuş -ki bu nadiren olur zira artık herkes rol çalma ve rol kesme peşinde-öyle hoş bir âlemde dolaşıyorlardı ki bende kendimi alıkoyamadım, peşlerinden sürüklendim. Sürüklendim diyorum, ruhuma baktığımda her yerimin kan revan içinde olduğunu gördüm. Bedenim sağlam ruhum ağır yaralı. Düşüncesizlikten, önyargıdan bitap düşmüş, yaralarına tuz basılmış bir ruh… Sonra da toz pembe hayallere dalıp dedim ki: Sürükleneceksede böyle sürüklenmeli insan. Aklı varsa ve gönlünün emrindeyse yaralarını kazır içinin duvarlarına, merhemini hep hazır tutar iç cebinde. Zira bu dünya dikenli çalılarla çepeçevre sarılmışken hep olmalıdır, olgunlaşmalıdır insan. İşte onlar çıplak ayaklarıyla acı nedir bilmeden geçtiler başka dünyanın huzur bahçelerine. Geçtiler kendilerinden, geçtiler Hû’dan.Halbuki değil miydi dünyanın kanunu Hayy’a biat edip sabr-ı celil ile Hû’ya varmak. Bende uzaktan utanarak izler vaziyette bir köşeye gizlenmiştim,bir bebeğin meleklerle buluşmasını bölmekten korkar gibi. Öyle ürkek bir münzevi sessizliğimi daha da derine çeken bir bakışla sordu üstad: Ey kardeşim, Kuran ne vakit nazil oldu sana? Bu nasıl bir soruydu, alıp başını gitmişti aklım. Takat terk etmişti bedenimi. Hoş terk etmese nolcak? Bugüne kadar Hayy’aliyakatım beni Hû’ya nasıl vasıl edecekti ki? Çıkarırdı dedim Yusuf’u kuyudan, Yunus’u balığın karnından ama ben o derin karanlıktan çıkamazdım, öyle hissettim. Eyüp peygamber misali bedenimi saran şu hastalığa bakmaksızın bir nefes sonrası devam etti; senin Kur’an’ında kaç ayet var? Dilim bile çaresiz. Mağaranın örümcek ağı kaplanmış girişinin kuytusunda peygambersiz, ayetsiz kalakalmış gibi, az sonra biri fark edecekmiş dehşeti.İrkildim bir an ve kendi bozkırlarıma bakarken buldum kendimi, yalnız kara bir kayanın üzerinde .Onun bile zikrinin farkında olmadan her şeyden habersiz.

Şimdi biz;

Yoldaki o taşları tekmelemeden efendimizin avuçlarından gelen o zikri duyalım.

Yaradan bizi birilerine ibret vesikası kılmadan ibret alalım yüce kelamdan.

Kuyunun dibine çaresizce bakmadan kafamızı kaldırıp bakalım geldiğimiz yola.

Korkmadan çıkalım mağaradan Allah bize yeter diyelim,

Ve şeytanın peşine düşelim kardeşim, peşine takılmadan. Bir sürek avı içinde olduğumuzu unutmadan,bir savaşçı misali her daim hazır bulunalım.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.