BİR YOL ÇEVİRMESİ: EHLİYETİNİZİ GÖREBİLİR MİYİM MEMUR BEY!

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » BİR YOL ÇEVİRMESİ: EHLİYETİNİZİ GÖREBİLİR MİYİM MEMUR BEY!
01 Aralık 2018 - 14:27 | 18 kez okunmuş

Din-i İslam halifesi, adaleti ete kemiğe büründüren, yiğitlerin en yiğitlerinden bir yıldız: Hz. Ömer (ra). Bir adam görevlendirmişti ki her daim ölümü nefsine hatırlatsın. Hâlbuki hayattayken Aşere-i mübeşşereden biri olduğu da kendine bildirilmişti. Peki, Ömer’in bu hassasiyeti ne içindi; her daim ölümü hatırlatan yanı başında ki adam kimdi? Kimine göre korku, kimine göre teslimiyet, kimine göre sadece ehemmiyetti. Belki de en önemlisi idi ehemmiyet.Adam da ademden biriydi. Asıl vurgulanması gereken göreviydi onu da Müminlerin Emiri bahşetmişti zaten. O Ömer ve emirdi. Çünkü o kendisine verilenin sorumluluğun farkındaydı ve kendine yük yüklenen daha bir temkinli olmalıydı. Ömer: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki…” lafzını kendine şiar edinmiş kullardan da bir kuldu. Halife şunu çok iyi biliyordu: nefis Allah’ın elinde olursa celil olursun, senin elinde olursa sadece zelil olursun.

İsimlerin ve sözcüklerin ruhunu kaybettiği şu zaman dilimlerinde vasıflarına hayran olduğumuz ama ismini sadece kimliklerde taşıdığımız -Ömer Halisdemir ve tanımadığım Ömer yüreklileri ayrı tutarak- halifeyi yerinde rahatsız etmeden günümüze dönüp şöyle bir halimizi (g)özetleyelim.

Hepimizin tarih kitaplarında sıkça karşısına çıkan ama özüne bir türlü hayat veremediğimiz bir tabir vardır: “Ekber ve Erşet”.Büyük olmanın bilgili olmasını da gerektiren ama sadece katleden ülkeyi beri bırakmak için izafe edilmiş bir kural. Hayat tatbikinde pek de yeri olmayan bir söylem. Zira ekberin de erşet sayıldığı Osmanlı’nın son zamanlarına göz atmakta fayda var.

Peki çağdaş “Ekberler” ne alemde, ”erşet” olabildiler mi?

Günümüzde büyüklerimizin en sık yaptığı şey, kendisini büyük görmek, bu büyüklüğü kendinden bilmek! Bir güç gösterisi kumpanyası. Etrafımıza topladıklarımızı, birlikte ilerlediklerimizi anaokulu müsameresinde kurgulanmış bir oyunu canlandıran küçük çocuklar gibi görme hastalığı çocuklar büyümesin hep öyle kalsınlar.Alkışlayalım sevinsinler o kadar… Yetiştirme kaygısı yok yerini kollama kaygısı var. Liyakatin bir önemi yok çünkü onu ölçecek kişinin de bir liyakati yok. Adamın kendiyle birlikte başkasını yetiştirme derdi hiç yok. Sadece mısır tarlalarını kargalardan koruyacak korkuluklara ve o mahsule ihtiyacı var amaç o.Her fırsatta gençlerimizin kafasına kakıp dururuz Fatih İstanbul’u 20 yaşında fethetti, sen halen bir baltaya sap olamadın. Peki, o genç sap olsun da onu yontarak o şekle sokacak, sap haline getirecek keskin cevher nerde. Sen Murat olmazsan o nasıl Fatih olacak. İnsanlara vermediğiniz bir şeyi onlardan nasıl istersiniz? Niyetiniz nedir, nedir istediğiniz?

Sizin istediğiniz nedir bilmiyorum ama Atalarımız : “İyi bir lider kendinden daha kalitelisini yetiştirendir.” diyerek ilerlediğimiz yollara bir ışık tutmuşlar ki yolumuzu kaybetmeyelim, karanlıkta yitmeyelim. hele hele kendi nefsimizin karanlığında hiç. Sakın ha!

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.